20 Nisan 2021

KPSS Tarih Konuları ve KPSS Tarih Konu Özetleri-3

YAKINÇAĞ (18. YY)’ DA AVRUPA

ABD’NİN KURULMASI (1787)
Amerika’nın keşfinden sonra ispanyollar, Por-tekizler, Fransızlar ve İngilizler bu topraklarda koloniler kurmuşlardır. Bu koloniler gelecekte kurulacak ABD’nin temelini oluşturur. Önce ingiltere bu kolonilere normal davranırken ardından, İngiltere’nin girdiği savaşlardan dolayı ekonomisi bozulmuş bunu gidermek için de Amerika’daki kolonilerine aşırı vergiler yüklemeye başlamıştır.
Bunu üzerine I. Filedelfiya kongresiyle ingiltere’ye savaş ilan edildi. II. Filedelfiya Kongresiyle bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bu koloniler Fransa, ispanya ve Hollanda’nın desteğini alınca İngiltere Versay Antlaşması’yla (1783) kolonilerin bağımsızlığını tanıdı.
Bu koloniler 1787’de Amerika Birleşik Devletleri adıyla yeni bir federal devlet kurdu.
Sonuç:
Yayımladıkları İnsan Hakları Beyannamesi Avrupa’ya örnek olmuştur.
ABD, Avrupa’ya karşı denge unusuru oluşturmuştur.
• Avrupa’da Amerika’ya çok fazla göç olmuştur. Böylece Avrupa’da işsizlik azalmıştır.
FRANSIZ İHTİLALİ (1789) İç Nedenler
Fransa’da kral mutlak egemendi. Savaşlara harcananlarla saray masrafları ekonomiyi zayıflatınca vergiler arttırıldı. Soylular lüks içinde yaşarken halk yoksulluk içinde yaşıyordu. Ayrıca halk asiller, din adamları, burjuvalar ve köylüler olmak üzere sınıflara ayrılmıştı. Papazlar ve asiller en ayrıcalıklı sınıftı. Burjuvalar ticaretle uğraşıyorlardı ancak siyasî hakları yoktu. Köylüler ise toplumun yükünü çekmelerine rağmen hiçbir hakka sahip değildi.

Sonuçları
Yeni Çağ sona erdi, Yakın Çağ başladı. Hürriyet, eşitlik, adalet, milliyetçilik fikirleri yayıldı. Milliyetçilik fikriyle imparatorluklar sarsıldı, mutlak krallıklar zayıflayarak milli devletler kurulmaya başladı, ihtilâl Osmanlı Devleti’nde milliyetçilik akımı başta olmak üzere etkilendi. Ülkede isyanlar çıktı ve dağılmasında önemli rol oynadı. Osmanlı Devleti’nde demokrasi hareketlerinin başlaması ise olumlu etkileridir.

Viyana Kongresi (1815)
Konferansda ingiltere, Rusya, Prusya, Avusturya kurdukları düzeni koruyabilmek için bazı antlaşmalar yapmışlardır. Mutlak krallık sistemini koruyabilmeyi istiyorlardı.
Sınırların çizilmesinde Milliyet, din, dil faktörü gözetilmediğinden barış ve huzur sağlanamamıştır.
Rusya, Osmarlı Devleti’ni paylaşmak istemişse de bu istek ingiltere’nin çıkarlarına ters düştüğünden kabul etmemiştir. (İlk kez Şark Meselesi ortaya çıkmıştır.)
Sanayi inkılâbı
Bilim ve teknoloji gelişmeleriyle buharın maki-nalarda kullanılması üzerine ingiltere’de başlamıştır. Sonucunda, hammadde ve pazar arayan devletler gruplara ayrılmaya başladı. Sömürgecilik gelişti. Büyük fabrikalar kuruldu, işçi sınıfı ortaya çıktı. Sosyalizm, emperyalizm gibi kavramlar ortaya çıktı. Köyden kente göç başladı.

1870’de İtalya’nın 1871’de Almanya’nın Siyasal Birliğini Kurması
Sonuçları:
* Avrupa’da güçler dengesi değişti
Fransa ve Avusturya güç kaybına uğramıştır. Yeni ittifaklar kurulmuştur.

XIX. YÜZYIL OSMANLI TARİHİ DAĞILMA DÖNEMİ (1792 -1918)

1809 Kala-ı Sultaniye Antlaşması
Fransa Osmanlı’yı Rusya ile savaşa zorlamıştı. Ama Rusya ile Fransa arasında Osmanlıyı paylaşmak için anlaşma yapmıştır. Fransa’nın iki yüzlü politikasından dolayı Osmanlı, İngiltere’ye yakınlaşmış. Buna göre, barış zamanında Boğazlardan hiçbir savaş gemisi geçmeyecektir.

Milliyetçilik Akımı ve Etkileri: Milliyetçilik akımından en çok etkilenen Osmanlı Devleti olmuştur. Rus ingiliz ve Fransızlar’da kışkırtmalar ve isyanlar çıkmıştır. İlk ayaklananlar Sırplar, ilk devlet kuranlar da Yunanlılar olmuştur.

1806-1812 Osmanlı – Rus Savaşı
Sebebi:
Rusya’nın Eflak ve Boğdan’ı işgal etmesi.
Sonuç: Sırplar’a Osmanlı imtiyaz vermek zorunda kalmıştır.
Sırplar; 1829’da Edirne Antlaşması ile özerklik, 1878’de Berlin Antlaşması ile bağımsızlık kazandılar.
Yunan İsyanı (1820): Milliyetçilik akımı etkisiyle ayaklanan ikinci devlettir. Mora’da isyanı bastıramayan II. Mahmut Mısır valisinden yardım istedi. Mora valisi isyanı bastırınca ingiltere, Fransa, Rusya, Osmanlı ve Mısır Donanması’nı Nava-rin’de (1827) yaktılar ve Edirne Antlaşması imzalandı. Yunanistan bağımsız oldu.
Mehmet Ali Paşa İsyanı: Donanmasını ve Mora valiliğini kaybeden Mehmet Ali Paşa Suriye valiliğine kabul edilmeyince isyan etti. Kütahya’ya kadar gelen Mehmet Ali Paşa’ya karşı Rusya’dan yardım isteyince İngiltere ve Fransa konuyu Avrupa sorununa dönüştürdüler. Mehmet Ali Paşa ile Kütahya Antlaşması, Rusya ile de Hünkâr İskelesi Antlaşması yapıldı. Hünkâr iskelesi Antlaşması ile Boğazlar meselesi ortaya çıktı. Osmanlı Devleti boğazlar üzerindeki egemenlik hakkını son kez kullandı.
Mehmet Ali Paşa tekrar ayaklandı. Nizip’te yenilen Osmanlı; ingiltere, Rusya Avusturya’nın katıldığı Londra Konferansı’nda Mısır meselesini çö-zümlediler.
1841’de imzalanan Londra Boğazlar Sözleşmesi ile de boğazlar uluslar arası statüye kavuştu ve boğazlar sorunu ilk kez devletler arası bir konferansta görüşülüp çözümlendi.

KIRIM SAVAŞI (1853 – 1856)
Rus Çarı I. Nikola’nın İngilizlere Osmanlı topraklarını paylaşmayı teklif etmesine karşılık İngilizler reddedince Rusya tek başına emellerini gerçekleştirmek istedi. Bahane olarak kutsal yerler sorununu gündeme getirdi. Kudüs’te Katolik – Ortodoks çekişmesi başladı. İstekleri kabul edilmeyince, Osmanlı’ya savaş açtı. İngiltere ve Fransa Osmanlı’nın yanında yer aldı.
1856’daki Paris Antlaşması sonucunda Osmanlı Devleti, Avrupalı devletlerin garantisi altına girerek kendi topraklarını koruyamayacağı durumda olduğunu kabul ediyordu. Karadeniz tarafsızlığı ile Osmanlı Devleti galip gelmesine rağmen yenik devlet oluyordu. Osmanlı Devleti ilk defa borç para aldı. Islahat Fermanı’nın antlaşmada olması Avrupa devletlerinin iç işlerine karışmasına zemin hazırladı.

• Panislavizm Hareketleri ve Balkanlar’da Ayaklanmalar
Slav asıllı toplulukları kültürel ve siyasî bakımdan birleştirmek isteyen hareketlere panislavizm denir. Böylece Rusya Balkanlar’a egemen olup sıcak denizlere ulaşmayı amaçlıyordu.

Balkanlarda Ayaklanmalar
Rus propagandaları sonucu Hersek’te isyan çıktı. Sırp ve Bulgarlar’da isyan ettiler. Böylece Balkan bunalımı ortaya çıktı, isyanlar yayılınca Sırp ve Karadağlılar Osmanlılar Devleti’ne savaş açtı. Sorunu görüşmek amacıyla İstanbul’da konferans toplandı.

• İstanbul Konferansı (1876)
Konferans çalışmaları sırasında anayasa (Ka-nun-i Esasi) hazırlanarak I. Meşrutiyet ilân edildi (23 Aralık 1878). Osmanlı Devleti Avrupa’nın, iç iş-
lerine karışmasını engellemek istedi. Özellikle Bos-na-Hersek ve Bulgaristan’a özerklik verilmesini kabul etmeyince Rusya Osmanlı Devleti’ne savaş açtı.

1877 -1878 Osmanlı – Rus Savaşı (93 Harbi) Sonucunda Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması yapıldı (1878). Rusya bu antlaşmayla çok güçleneceğinden Avusturya, Almanya, ingiltere karşı çıkınca yürürlüğe girmedi. Böylece Berlin Antlaşması yapıldı (1878). Sonucunda; Osmanlı Devle-ti’nin dağılması hızlandı. Ermeni sorunu uluslar arası olarak gündeme geldi.
Sırbistan, Karadağ, Romanya bağımsız olacaktı.
Tunus’un, Fransızlar tarafından (1881), Mısır’ın ingilizler tarafından işgaline (1882) engel ulunamadı.
Kıbrıs’ın İngiltere’ye verilmesi (1878)
Berlin Konferansında Osmanlı’nın yanında yer alma karşılığında Kıbrıs, İngiltere’ye üs olarak verildi.

XIX. YÜZYIL OSMANLI TARİHİ DAĞILMA DÖNEMİ (1792 -1918)

1809 Kala-ı Sultaniye Antlaşması
Fransa Osmanlı’yı Rusya ile savaşa zorlamıştı. Ama Rusya ile Fransa arasında Osmanlıyı paylaşmak için anlaşma yapmıştır. Fransa’nın iki yüzlü politikasından dolayı Osmanlı, İngiltere’ye yakınlaşmış. Buna göre, barış zamanında Boğazlardan hiçbir savaş gemisi geçmeyecektir.

Milliyetçilik Akımı ve Etkileri: Milliyetçilik akımından en çok etkilenen Osmanlı Devleti olmuştur. Rus ingiliz ve Fransızlar’da kışkırtmalar ve isyanlar çıkmıştır. İlk ayaklananlar Sırplar, ilk devlet kuranlar da Yunanlılar olmuştur.

1806-1812 Osmanlı – Rus Savaşı
Sebebi:
Rusya’nın Eflak ve Boğdan’ı işgal etmesi.
Sonuç: Sırplar’a Osmanlı imtiyaz vermek zorunda kalmıştır.
Sırplar; 1829’da Edirne Antlaşması ile özerklik, 1878’de Berlin Antlaşması ile bağımsızlık kazandılar.
Yunan İsyanı (1820): Milliyetçilik akımı etkisiyle ayaklanan ikinci devlettir. Mora’da isyanı bastıramayan II. Mahmut Mısır valisinden yardım istedi. Mora valisi isyanı bastırınca ingiltere, Fransa, Rusya, Osmanlı ve Mısır Donanması’nı Nava-rin’de (1827) yaktılar ve Edirne Antlaşması imzalandı. Yunanistan bağımsız oldu.
Mehmet Ali Paşa İsyanı: Donanmasını ve Mora valiliğini kaybeden Mehmet Ali Paşa Suriye valiliğine kabul edilmeyince isyan etti. Kütahya’ya kadar gelen Mehmet Ali Paşa’ya karşı Rusya’dan yardım isteyince İngiltere ve Fransa konuyu Avrupa sorununa dönüştürdüler. Mehmet Ali Paşa ile Kütahya Antlaşması, Rusya ile de Hünkâr İskelesi Antlaşması yapıldı. Hünkâr iskelesi Antlaşması ile Boğazlar meselesi ortaya çıktı. Osmanlı Devleti boğazlar üzerindeki egemenlik hakkını son kez kullandı.
Mehmet Ali Paşa tekrar ayaklandı. Nizip’te yenilen Osmanlı; ingiltere, Rusya Avusturya’nın katıldığı Londra Konferansı’nda Mısır meselesini çö-zümlediler.
1841’de imzalanan Londra Boğazlar Sözleşmesi ile de boğazlar uluslar arası statüye kavuştu ve boğazlar sorunu ilk kez devletler arası bir konferansta görüşülüp çözümlendi.

KIRIM SAVAŞI (1853 – 1856)
Rus Çarı I. Nikola’nın İngilizlere Osmanlı topraklarını paylaşmayı teklif etmesine karşılık İngilizler reddedince Rusya tek başına emellerini gerçekleştirmek istedi. Bahane olarak kutsal yerler sorununu gündeme getirdi. Kudüs’te Katolik – Ortodoks çekişmesi başladı. İstekleri kabul edilmeyince, Osmanlı’ya savaş açtı. İngiltere ve Fransa Osmanlı’nın yanında yer aldı.
1856’daki Paris Antlaşması sonucunda Osmanlı Devleti, Avrupalı devletlerin garantisi altına girerek kendi topraklarını koruyamayacağı durumda olduğunu kabul ediyordu. Karadeniz tarafsızlığı ile Osmanlı Devleti galip gelmesine rağmen yenik devlet oluyordu. Osmanlı Devleti ilk defa borç para aldı. Islahat Fermanı’nın antlaşmada olması Avrupa devletlerinin iç işlerine karışmasına zemin hazırladı.

• Panislavizm Hareketleri ve Balkanlar’da Ayaklanmalar
Slav asıllı toplulukları kültürel ve siyasî bakımdan birleştirmek isteyen hareketlere panislavizm denir. Böylece Rusya Balkanlar’a egemen olup sıcak denizlere ulaşmayı amaçlıyordu.

Balkanlarda Ayaklanmalar
Rus propagandaları sonucu Hersek’te isyan çıktı. Sırp ve Bulgarlar’da isyan ettiler. Böylece Balkan bunalımı ortaya çıktı, isyanlar yayılınca Sırp ve Karadağlılar Osmanlılar Devleti’ne savaş açtı. Sorunu görüşmek amacıyla İstanbul’da konferans toplandı.

• İstanbul Konferansı (1876)
Konferans çalışmaları sırasında anayasa (Ka-nun-i Esasi) hazırlanarak I. Meşrutiyet ilân edildi (23 Aralık 1878). Osmanlı Devleti Avrupa’nın, iç iş-
lerine karışmasını engellemek istedi. Özellikle Bos-na-Hersek ve Bulgaristan’a özerklik verilmesini kabul etmeyince Rusya Osmanlı Devleti’ne savaş açtı.

1877 -1878 Osmanlı – Rus Savaşı (93 Harbi) Sonucunda Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması yapıldı (1878). Rusya bu antlaşmayla çok güçleneceğinden Avusturya, Almanya, ingiltere karşı çıkınca yürürlüğe girmedi. Böylece Berlin Antlaşması yapıldı (1878). Sonucunda; Osmanlı Devle-ti’nin dağılması hızlandı. Ermeni sorunu uluslar arası olarak gündeme geldi.
Sırbistan, Karadağ, Romanya bağımsız olacaktı.
Tunus’un, Fransızlar tarafından (1881), Mısır’ın ingilizler tarafından işgaline (1882) engel ulunamadı.
Kıbrıs’ın İngiltere’ye verilmesi (1878)
Berlin Konferansında Osmanlı’nın yanında yer alma karşılığında Kıbrıs, İngiltere’ye üs olarak verildi./

19. YÜZYIL ISLAHATLARI

II. MAHMUT DÖNEMİ (1808- 1839)
Alemdar Mustafa Paşa’nın çalışmalarıyla padişah Rumeli ve Anadolu’daki ayanlarla Sened-i İt-tifak’ı imzaladı. Böylece Osmanlı Devleti’nde ilk kez padişah kendi dışında başka bir gücün varlığını kabul etmiştir. Ayrıca ilk kez padişahın bu ittifakla yetkileri kısıtlanmıştır.
İdarî sahada memurların kılık kıyafeti düzenlenmiş fes, ceket, pantolon resmî kıyafet olarak kabul edilmiştir (1828). Divan-ı Hümayun kaldırılarak bakanlıklar kurulmuştur. Sağlık alanında karantina uygulanmış, askeri alanda Yeniçeri Ocağı kaldırılmış (Vakai hayriye), ilköğretim zorunlu hâle getirilmiştir.
Takvim-i Vekayı adıyla ilk gazete çıkarıldı (1831). Avrupa’ya ilk kez öğrenci gönderildi.

TANZİMAT FERMANI (1839)
Müslüman ve gayri müslim halkın eşitliğine dayanarak hazırlanmıştır. Böylece her gücün üzerinde kanun gücü olduğunu kabul etmiştir. Batılılaşma hareketleri hız kazanmıştır. Osmanlı Devleti Avrupa’nın baskısı olmadan Tanzimat Fermanı’nı ilân etmiştir.

ISLAHAT FERMANI (1856)
Avrupa Devletleri tarafından hazırlanmış ve Osmanlı Devleti’de Avrupa’nın iç işlerine müdahalesini engellemek amacıyla ilân etmiştir. Fermanda Müslümanlardan çok gayri müslimlerin hakları genişletilmiştir. Böylece Müslüman halk tepki göstermiştir. (Fermanın ilânına rağmen Avrupa Devletleri iç işlerimize karışmıştır.)

I. MEŞRUTİYET (1876 – 1878)
Osmanlı Devleti’nin ilk yazılı anayasası olan Kanun-i Esasi kabul edildi. Anayasal düzene geçilirken halk ilk kez yönetime katılmıştır (Demokratik dönem). 1877 – 1878 Osmanlı – Rus Savaşı sırasında meclis kapatılmıştır.

II. MEŞRUTİYET (1908)
Padişah II. Abdülhamit’e karşı ortamda İttihat ve Terakki Cemiyeti kuruldu. Bu arada Meclis içinde meşrutiyet yanlıları ile karşıtlarının çatışmaları ve bunun halka yansıması oldu. Avusturya – Rusya elçilerinin kışkırtmaları sonucunda 31 Mart Olayı patlak verdi. II. Abdülhamit tahttan indirildi. V.
Mehmet Reşat padişah oldu. Osmanlı tarihinde ilk kez rejime karşı çıkan bu isyanı Selanik’te kurulan Hareket Ordusu bastırmıştır.
I. ve II. Meşrutiyet Osmanlı Devleti’nin önemli demokrasi denemeleridir.

OSMANLI KÜLTÜR VE MEDENİYETİ
Osmanlı Devleti kendinden önceki Türk Devletlerinin hâkimiyet anlayışını devam ettirmiştir. Ülke hanedanın ortak malıdır anlayışı, taht kavgalarının en büyük nedeni olmuştur.
I. Ahmet veraset sisteminde değişiklik yaparak Ekber ve Erşed usulünü getirdi. Böylece Kafes usulü getirilerek şehzadelerin sancağa çıkması kaldırılarak en büyük ve en akıllı olan şehzadenin tahta geçmesi kanunlaştı.
Merkez Teşkilâtı: Hükümet, ordu ve eyalet yönetimi padişaha bağlıdır. Yönetim merkezi İstanbul, yönetim işi ise padişah tarafından saraydan yapılıyordu. Saray iki bölümden oluşurdu:
Birun; sarayın dış teşkilâtı, Enderun (saray okulu); devlet adamlarının yetiştirildiği okuldu.

İstanbul’un Yönetimi: Başkent olması sebebiyle kendine has bir yöntemi vardır. Adalet işlerine istanbul kadısı (Taht Kadısı) bakardı. Belediye işleri şehremini tarafından yürütülürdü. Güvenliği yeniçeri ağası sağlardı. Gündüz subaşı, gece asesbaşı İstanbul’un güvenliğinden sorumlu idi.
Divan-ı hümayun: Devletin siyasî, askerî, idarî, malî sorunlarının görüşülüp, askerî büyük davaların bakıldığı yerdir. Bugünkü Bakanlar Kurulu gibi olup tek farkı mahkeme gibi çalışmasıdır.
Kuruluş döneminde padişah, sadrazam, vezirler, kazasker, defterdar, nişancı katılırdı.
XVI. yy.dan itibaren müftü, yeniçeri ağası, kap-tan-ı derya, 17 yy.da Reis-ül küttap katılmıştır
Fatih’e kadar Cuma hariç hergün toplanırdı.
Fatih’ten sonra Sadrazam başkanlığında toplanırdı. Bu yüzder yavaş yavaş padişahlar yönetiminden uzaklaşmışlardır.
17. yüzyıl’dan sonra Divan önemini yitirdi.
II. Mahmut Divan’ı kaldırmıştır. Vezirlikleri kaldırıp yerine Nazırlıkları (Bakanlıkları) kurmuştur.
Padişah: Devletin idarecisi.
Sadrazam (Vezir-i azam): Seyfiye’yi temsil ediyordu. ASKERİ ve YÖNETİM’den sorumluydu. Padişahtan sonra gelen en büyük devlet memuru ve padişahın mutlak vekili idi.
Vezirler: Askerî ve siyasî işlerden sorumlu idiler.
Kazasker: Divan üyelerinden Kazaskerler: II-miye’yi temsil ediyordu ve ADALET ve EĞİTİM’den sorumluydu.
Defterdar: Maliye işlerine bakardı. Kalemiye’yi temsil ediyordu.
Nişancı: Evraklara padişahın tuğrasını çekerdi. Dış yazışmaları düzenler, fethedilen araziyi tapu defterine kaydedip, dirlik dağıtırdı. Kalemiye’yi temsil ediyordu.
Reis-ül Küttap: Divan kâtiplerinin şefi idi. Nişancıya bağlıydı.
Kaptan-ı Derya: Donanmanın başkomutanı ve denizlerden sorumluydu.
Yeniçeri Ağası: Yeniçerilerden sorumluydu, ihtiyaç olduğunda görüşmelere katılırdı.
Müftü (Şeyhülislâm): Divanda alınan kararların İslâm dinine uygun olup olmadığı konusunda fetva verirdi.
17. yüzyıl’dan sonra Divan önemini yitirdi.
II. Mahmut Divan’ı kaldırmıştır. Vezirlikleri kaldırıp yerine Nazırlıkları (Bakanlıkları) kurmuştur.
Padişah: Devletin idarecisi.
Sancaklar: Sancak beyi tarafından idare edilir (Bugünkü il). Güvenliği subaşı, Adaleti şehir kadısı sağlardı.
Kazalar: Sancaktan küçüktür. Kadı tarafından idare edilir.
Köyler: En küçük idarî birimdir. Köy kethüdası tarafından idare edilir. II. Mahmut muhtarlıkları oluşturdu.
Mülk Arazi: Tamamen halka ait olan toprakla olup ikiye ayrılır.
a. Öşriyye: Osmanlı Devleti’nin bu toprakla
fethetmeden evvel Müslümanların elinde buluna arazilerdir. Ürünlerinin bir kısmını vergi olarak ve rirlerdi. 1/10’unu
b. Haraciyye: Gayri müslimlerden alınan tojrakların fetihden sonra eski sahiplerine bırakılınsıyla bu tür topraklarda yaşayan gayri müslim hakın ürünlerinin bir kısmının haraç alınmasıdır.

Vakıf Arazi: Alınıp satılması kesinlikle yas; olup vergiden muaftır. Gelirleri ile eğitim, bayınd lık, sağlık alanındaki, kimsesizlere yardım, ha) kurumlarının masrafları için ayrılmış arazilerdir.
Miri Arazi: Mülkiyeti devlete ait olan bu topra lar, işlenmesi amacıyla kişilere ve devlet memurl rı ile askerlere bırakılan topraklardır.
1. Dirlik gelirine göre topraklar (3’e aynin Dirlik arazi, Mülkiyeti devlete ait topraktır. D lete hizmeti olan kişiler maaş karşılığı verili Köylü vergiyi dirlik sahibine öderdi. O da “CEI LÜ” denen altı asker yetiştirirdi.
Böylece;
Özel mülkiyete son verilmiş «* Derebeylik rejimi engellenmiş »*• Üretimde süreklilik sağlanmış
Masrafsız olarak eyalet ordusuna sahip olmuş
Memur maaşlarını hazineye dokunmadan aşılamış
a. Has topraklar: Yıllık geliri 100.000 akçe üzeri olan topraklar (Padişah, şehzade, divan üyeleri)
b. Zeamet topraklar: Yıllık geliri 20.000 -100.000 akçe arası olan topraklarsında geliri arasında olan topraklardır. Gelirin 3.000 akçesini tımar sahibi kendi geçimine ayırır (kılıç tımarı), geri kalan 3.000 akçe için asker yetiştirirdi. Ayrıca; savaşta yararlılık gösteren askerlere Eşkinci Tımarı, saray görevlilerine Hizmet
Tımarı, cami imam ve hatiplerine Mustahfaz Tımarı verilirdi.
Tımar Sisteminin Uygulanması
Devlet vergilerini düzenli toplamıştır Devlet köylerde bile güvenliği sağlamıştır Devamlı savaşa hazır ordusu olmuştur «*• Üretimin devamı ve sürekliliği sağlanmıştır
2. Mukataa Arazi: Geliri doğrudan hazineye kalıyor.
3. Yurtluk Arazi: Geliri sınırlardaki Akıncılara verilir.
4. Ocaklık Arazi: Geliri kale muhafızlarına ve tersane giderlerine verilir.
5. Paşmaklık Arazi: Geliri hanedan üyelerine ayrılır.

XX. YÜZYIL BAŞLARINDA OSMANLI DEVLETİ

Osmanlı Devleti’ni Kurtarmak İçin Ortaya Atılan Fikir Akımları

Osmancılık: Osmanlı Devleti’nde yaşayan tüm halkı ırk, din, dil gözetmeksizin eşit görmeye denir. Milliyetçilik düşüncesiyle isyan eden azınlıklar bu akımı etkisiz kılmıştır.
Balkan Savaşları’nın ardından tamamen geçerliliğini yitirdiği anlaşılmıştır.
İslamcılık: Bütün müslümanları halifenin etrafında birleştirmeyi savunur. Ancak milliyetçilik akımı nedeniyle başarısız oldu. Örneğin I. Dünya Sa-vaşı’nda cihad ilanına karşılık isyan eden Araplar gibi.
Türkçülük: Bu akımda amaç Türk birliğidir.
Batıcılık: Osmanlı Devleti ilerleyebilecekse bu ancak Avrupa tarzı kurumlar örnek alınarak olabilir düşüncesidir.
Adem-İ Merkeziyetçilik: Merkez hükümetin yetkilerinin azaltılması ve imparatorluk içinde farklı unsurların yönetime katılmasının düşünülmesi.

TRABLUSGARP SAVAŞI (1911 -1912)
Siyasî birliğini geç kuran italya’nın ham madde ve pazar ihtiyacını karşılamak amacıyla kendisine yakın olan Trablusgarp’ı istemesi sonucu İtalya savaş açtı. Osmanlı Devleti, Mısır’ın İngilizler’in işgalinde olmasından dolayı karadan savunma yapamıyordu. Denizden de İtalya’ya savunma yapmak çok zordu. Bir avuç gönüllü subayın savunduğu Trablusgarp Savaşı sonunda Uşi Antlaşması imzalandı.
* Trablusgarp ve Bingazi İtalyanlara bırakılacaktı.
Oniki Ada geçici olarak italyanlara bırakılacak (7/. Dünya Savaşı’nda İtalya Yunanistan’a bırakacaktı). Böylece Osmanlı Devleti Kuzey Afri-ka’daki son toprak parçasını kaybetti.

Balkan Savaşları (1912 -1913)
I. BALKAN SAVAŞI
Balkan ülkelerinin Osmanlı Devleti’ni Balkanlardan çıkarmak istemesi, Rusya’nın Balkan milletlerini kışkırtması, Trablusgarp Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin güçsüzlüğünün anlaşılması, nedenleridir. Bulgaristan, Yunanistan, Karadağ ve Sırbistan Osmanlılara karşı savaştı. Ordunun savaşa hazırlıksız olması, ordu içinde particilik olması yenilgiyi getirdi. Arnavutluk savaşa girmediği halde bağımsızlığını ilân ederek Osmanlı’dan ayrılan son Balkan devleti oldu. Midye – Enez çizgisinin batısındaki topraklarını kaybettik.

II. BALKAN SAVAŞI
Bulgaristan’ın fazla toprak alması üzerine Romanya, Sırbistan, Karadağ ve Yunanistan’ın, Bulgaristan’a karşı savaşında Osmanlı Devleti de katıldı. Edirne ve Kırklareli’yi Osmanlı Devleti geri aldı ama geri kalan toprakları Balkanlar’da kaybetti. Osmanlı Devleti Bulgaristan’la istanbul Antlaşması (1913), Yunanistan’la Atina Antlaşmasını (1913) imzaladı. Balkan devletleri kendi aralarında Bükreş Anlaşmasını imzaladılar. Osmanlı ayrıca 1924’te Sırbistan’la istanbul Antlaşması’nı imzaladı.

I. DÜNYA SAVAŞI (1914 – 1918)
Milletler arası rekabet, ham madde, pazar arayışı ve milliyetçilik hareketleri nedenleridir. Savaşı başlatan neden ise Avusturya – Macaristan veliah-tının bir Sırplı tarafından öldürülmesidir. Devletler, Üçlü İtilâf İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya, Sırp, Belçika, Japonya, Romanya, A.B.D, Yunanistan; Üçlü ittifak ise, Almanya, Avusturya – Macaristan, italya, Osmanlı Devleti ve Bulgaristan’dır (İtalya önce ittifak Devletleri, sonra İtilâf Devletleri tarafın-dadır).
Osmanlı Devleti savaş başladığında tarafsızlığını ilan etti ve boğazları kapattı. Ancak Almanya yanında yer alırsa kaybedilen toprakların geri alınacağı düşüncesiyle savaşa girdi. Almanya ise, Osmanlı Devleti’nin stratejik konumundan yararlanıp yükünü hafifletmek ve Osmanlı Devleti’nin halifelik gücünden yararlanmak istiyordu.
Osmanlı’nın Savaşa Katılmasındaki Görünür Sebep:
Osmanlı Devleti ingiliz donanmasından kaçan iki Alman gemisini satın aldığını açıkladı. Yavuz (Goben) ve Midilli (Bereslaw) adı verilen bu gemiler, Rus limanlarını bombalayınca savaşa girdi. Osmanlı Devleti müttefiklerine yardım için Galiç-ya, Romanya ve Makedonya, savunma için Çanakkale, Irak, Suriye, Filistin, Hicaz, Yemen ve taarruz için Kafkasya ve Kanal cephelerinde savaştı.
Kafkasya Cephesi (1914): Enver Paşanın Kafkasya’dan Orta Asya Türkleri’ne ulaşarak Rus-lar’ı durdurmak istemesi yani Turan ideali sonucunda; soğuk, açlık ve hastalıktan binlerce askerimiz ölmüştür. Rusya’da ihtilal çıkmasıyla bu cephe kapandı (Brest – Litovvsk Antlaşması 1918).
En Önemli Özellikleri:
İlk savaşılan cephe  Mustafa Kemal’in savaştığı cephedir.

Çanakkale Cephesi (1915): itilâf Devletleri boğazlardan geçerek (Osmanlı’ya son verip) Rusya’ya gerekli yardımı göndermek istediler. Mustafa Kemal’in “Size ben taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum.” emri verdiği savaştır. Sonucunda; savaş uzadı, Rusya’da ihtilâl oldu ve savaştan çekildi. Mustafa Kemal’in Milli Mücadele lideri olmasına zemin hazırladı. Bulgaristan İttifak devletleri tarafına katıldı.
Irak Cephesi: İngilizler bölge petrollerini ele geçirmek ve müttefikleri Rusya’ya yardım etkmek amacıyla açmışlardır. İngilizlerle birleşen Araplar yüzünden yenildik. Mondros Ateşkes Antlaşması ile cephe kapandı.
Suriye – Filistin Cephesi: Alman Generali Von Sanders’in yerine Mustafa Kemal, Yıldırım Orduları komutanlığına atandı ve orduyu imha edilmeden Halep’in kuzeyine çekti. En son kapanan cephedir.
Hicaz-Yemen Cephesi: İngilizler, Araplar’ı kışkırtarak toprakların büyük bir kısmını ele geçirdi.
Kanal Cephesi: Almanlar, İngilizlerin sömürgelerine giden yolları engellemeleri için, Osmanlılarla açtırmışlardır. Bugün kü Mısır topraklarında savaşılmıştır.
Galiaya-Makedonya Cephesi:
Osmanlı’nın kendi sınırları olmadığı halde Alman müttefikine yardım amacıyla savaştığı cephedir.
Savaşın sona ermesi; ABD’nin İtilâf Devletlerine silâh satması ve Almanya’nın ABD’nin savaş ve ticaret gemilerini batırması üzerine savaşa girince dengeler altüst oldu ve müttefikler yenildi.
Önce Bulgaristan, sonra Mondros Ateşkes Antlaşmasıyla Osmanlı, sonra Avusturya- Macaristan, son olarak Almanya savaştan çekildi.
Bolşevik İhtilali- Ekim 1917: İtilaf Devletleri, müttefikleri Çarlık Rusya’ya yardım götüremeyince Bolşevikler (Komünistler) Rusya’da devrim yapmıştır. Yeni gelen rejim kapitalizme karşı olduğundan savaştın çekilmiştir. I. Dünya Savaşı sırasında imzalanan gizli antlaşmaları dünya’ya duyurmuştur.

Brest- Litovsk Antlaşması – Mart 1918:

Rusya Osmanlı ile yaptığı bu antlaşma ile Savaş sırasında Osmanlı’dan aldığı tüm toprakları geri WİLSON İLKELERİ
ABD Başkanı Wilson barışın kalıcı olmasını sağlamak amacıyla yayınladı, itilâf Devletleri ilkelere uymayacaklarını bile bile ABD gibi bir dostu kaybetmemek için imzaladılar. Maddeleri; Devletler arası gizli antlaşma yapılmayacaktır
• Galip gelen devletler yenilen devletlerden savaş tazminatı ve toprak almayacak, Osmanlı Devleti’nin Türk olan bölgesine kesin egemenlik tanınacaktı. Daha sonra yayınlanan Misak-ı Millî kararları VVilson ilkelerine dayanır. Barışın devamlılığı için Cemiyet-i Akvam kurulacak.
Yorum: Wilson ilkeleri I. Dünya Savaşı’nın bitimini hızlandırmıştır.

PARİS BARIŞ KONFERANSI
Toplanmasının amacı yapılacak barışın sınırlarının belirlenmek istenmesi olarak görülse de asıl amaç Osmanlı Devleti’ni parçalamaktı. Sonucunda, Batı Anadolu güçlü İtalya yerine güçsüz Yunanistan’a verildi. İtalya konferansı terk etti ama Akdeniz bölgesinden bazı yerler verilince geri döndü. Sömürgeciliğin yerini ilk kez “manda” fikri aldı.
Almanya ile Versailles Antlaşması (Versay Antlaşması II. Dünya Savaşının çıkmasına zemin oldu) Avusturya ile St. Germain, Bulgaristan’la Nöyyi, Macaristan’la Trianon, Osmanlı Devleti ile Sevr Barış Antlaşmaları imzaladı (İtilâf Devletleri, Osmanlı Devleti’ni nasıl paylaşacaklarına karar veremediklerinden en geç Sevr imzalandı).

I. DÜNYA SAVAŞI SIRASINDA OSMANLI’YI PAYLAŞMAK İÇİN YAPILAN GİZLİ ANTLAŞMALAR

1- Boğazlar Antlaşması: ingiltere, Fransa, Rusya arasında olmuştur. Boğazlar ve çevresi Rusya’ya bırakıldı.
2- Londra Antlaşması: ingiltere, Fransa, Rusya ve italya arasında olmuştur. İtalya itilaf Devletleri tarafında olursa, kendisine Ege kıyıları ve 12 ada vaad edilmiştir.
3- Sykes Picot Antlaşması: ingiltere ve Fransa arasında olmuştur. Omanlı’dan koparılacak Arap topraklarını kendi aralarında pay etmişlerdir.
4- Petrograd Protokolü: Rusya’nın Sykes-Pi-cot Antlaşmasını kabul etmesine karşılık kendisine boğazlara ek olarak doğudan Trabzon’a kadarki Karadeniz kıyılarıyla Erzurum, Muş, Van, Bitlis verildi.
5- Mc. Mohan Antlaşması: İngilizler ve Araplar arasında olmuştur. Araplar’ın Osmanlı’ya ihaneti karşılığında para ve bağımsızlık vaad ettiler.
6- St Jean de Mourienne Antlaşması: İngiltere, Fransa, İtalya arasında oldu. italya’nın Sykes Picot ve Petrograd Protokolünü öğrenmesi üzerine İtalya’ya verilecek topraklar genişletildi.
7- Balfour Deklerasyonu: İngilizler ve ABD’nin desteğiyle Yahudiler’e bugünkü Filistin topraklarında yurt kazardırılmaya çalışıldı.

I. Dünya Savaşının Sonuçları
Polonya, Yugoslavya, Çekoslavakya, Litvanya, Letonya, Estonya gibi yeni devletler kuruldu. Osmanlı, Rusya Çarlık ve Avusturya – Macaristan İmparatorlukları yıkıldı. Milli devletler kuruldu. Milletler Cemiyeti kuruldu. Sömürgecilik yerini manda ve himayeye bıraktı. Yeni rejimler ortaya çıktı (nazizm, faşizm, komünizm). Sivil savunma teşkilâtı kuruldu ve II. Dünya Savaşı’na ortam hazırladı.

MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI (30 Ekim 1918)
Osmanlı’nın I. Dünya Savaşından çekildiği ilan ettiği antlaşmadır.
En önemli maddelerinden biri İtilâf Devletlerin güvenliklerini tehdit edecek bir durum karşısında bölgeyi işgal edebileceklerdi. İşgallere zemin h; zırladı. Başka bir madde ise altı doğu ilinde karışıklık çıkarsa işgal edebileceklerdi. Bu da ilerici Ermeni devletinin kurulmasına zemin hazırlıyordu Böylece Osmanlı Devleti fiilen sona erdi.
Osmanlı’nın Mondros’u İmzalamasının Sebepleri:
Bulgaristan’ın savaştan çekilmesi ile Almanya ve Avusturya ile irtibatının oradan gelen yardımların kesilmesi.
Wilson Prensipleri’nin uygulanacağı düşünülmesi

Mondros Ateşkes Antlaşmasının Diğer Önemli Maddeleri:
• Boğazların yönetimi itilaf Devletlerine bırakılacak, tüm gemilere açık olacak.
* Osmanlı, kendi iç asayişi sağlayabilecek kadar asker bulundurup gerisini terhis edecek.Osmanlı tüm silahlarını itilaf Devletler bırakacak.
* Osmanlı tüm haberleşme araçlarını it Devletleri’nin kontrolünde bırakacak.Osmanlı donanması ve önemli ulaşımlarının kilit noktaları itilaf Devletleri’nin kontrolü bırakılacak.Osmanlı tüm esirleri serbest birakaç Osmanlılar’dan esir olanları itilaf Devletleri sert bırakmayacaktır.

CEMİYETLER
İtilaf Devletleri’nin bu işgalleri üzerine halkın ilk tepkileri direniş cemiyetleri kurmak olmuştur
MİLLİ CEMİYETLER ZARARLI
(Yararlı Cemiyetler) CEMİYETLER
Milli Varlığa Düşman Cemiyetler
1- Sulh ve Selamet-i Osmaniye Fırkası
2- Teali İslam Cemiyeti
3- Kürt Teali Cemiyeti
4- VVİlson Prensipleri Muhipleri Cemiyeti
5- ingiliz Muhipleri Cemiyeti
6- Hürriyet ve İtilaf Cemiyeti

1- izmir Müdafaa- i Hukuk Cemiyeti/ Redd- i ilhak Cemiyeti
2- Trakya Paşaeli Cemiyeti
3- Trabzon Muhafaza-ı Hukuk-u Milliye Cemiyeti
4- Kilikyalılar Cemiyeti
5- Doğu Anadolu Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti
6- Milli Kongre Cemiyeti

Azınlıkların Kurduğu Cemiyetler
1- Rumların Kurduğu
a. Mavri Mira Cemiyeti
b. Etnik-i Eterya Cemiyeti
c. Pontus Rum Cemiyeti
2- Ermenilerin Kurduğu
a. Hınçak
b. Taşnak Cemiyetleri
3- Yahudilerin Kurduğu
a. Alyans İsrailit Cemiyeti
a. Mavri Mira Cemiyeti
b. Makkabi Cemiyeti

Milli Varlığa Düşman Cemiyetler
Sulh ve Selamet-i Osmaniye Cemiyeti: Kurtuluşun Padişaha bağlılıkla olacağını savundular.
Teali İslâm Cemiyeti: Kurtuluşun İslama ve Halifeye bağlı kalarak olacağını savundular.
Kürt Teali Cemiyeti: Wİlson Prensiplerine dayanarak doğuda Kürt Devleti kurmak istiyorlardı.
İngiliz Muhipleri Cemiyeti: İngilizlerle dost olup işgallere karşı çıkmamayı ve İngiliz mandasını savunuyorlardı. Dönemin sadrazamı Damat Ferit’in de bu cemiyetle ilgisi vardır.
Wİlson prensipleri: Amerikan mandası istiyordu.
Hürriyet ve İtilaf Fırkası: İttihat ve Terakki’ye karşıdır.

Azınlıkların Kurduğu Cemiyetler

Mavri Mira Cemiyeti: Megalo İdea düşüncesiyle Batı Anadolu, istanbul ve Trakya’yı Yunanistan’a bağlamak istiyordu.
Etniki Eterya Cemiyeti: Mavi Mira Cemiyetiy-le ortak idealleri paylaşıyordu.
Rum Pontus Cemiyeti: Karadeniz’de Rum Devleti kurmak istiyordu. Bu cemiyetleri Fener Rum Patrikhanesi yönlendirdi.
Taşnak ve Hınçak Cemiyeti: Ermeniler Doğu Anadolu’da devlet kurmak istiyorlardı. İstanbul Ermeni Patrikhanesi tarafından yönlendirilmiştir.
Alyans – Makabi Cemiyeti: Filistin’de bağımsız bir Yahudi devleti kurmak istiyorlardı. Anadolu’da bulunan diğer azınlıkların kurduğu cemiyetlere maddi yardımda bulunuyordu.
Milli Cemiyetler

Trakya Paşaeli Cemiyeti: Edirne’de Mondoros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra kuruldu. Trakya’nın, Yunanistan’a katılmasını önlemeye çalışmıştır.
İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti: izmir’in işgalinden önce kurulmuştu. Ege’nin Türk olduğunu ve burada yaşayan Türklerin haklarının savunulması gerektiğini öne sürdüler.
Kilikyalılar Cemiyeti: Adana ve dolaylarındaki direniş hareketini teşkilâtlandırmak için kuruldu.
Trabzon Müdafaa-ı Hukuk-u Milliye Cemiyeti: Bu cemiyet Karadeniz’de Pontus iddiasındaki Rumlara karşı kuruldu.
Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti: İstanbul merkez olmak üzere Erzurum ve Elazığ’da şubeleri açılmıştır. Doğu illerinin Ermenilere verilmesini önlemek amacıyla kurulmuştur. Mustafa Kemal’in katkıları vardır.

Milli Cemiyetlerin Ortak Özellikleri
İşgaller karşısında bölgesel olarak kurulmuşlar, ülkenin tamamını kurtarmayı düşünmüşlerdir. Türklük duygusuyla kurulmuşlardır.

İzmir’in İşgali (15 Mayıs 1919): Yunanlılar Paris Barış Konferansı’nda belirlendiği üzere izmir’i işgal ettiler. Böylece asıl cephe ve asıl düşman belirlenmiş, Anadolu’da Kuvay-ı Milliye bilincinin artmasına neden olmuştur.

Amiral Bristol Raporul (Ekim 1919)
Yunanlılar’ın Batı Anadolu’daki işgalleri sırasında katliamları üzerine Osmanlı Devleti’nin isteği ile ABD heyeti İzmir civarına (Ege’ye) geldi.
Rapora Göre:
Batı Anadolu’da Rumlar çoğunlukta değildir.
Katliamlardan Yunanlılar sorumludur.
Yunan birlikleri buradan çekilmeli yerine itilaf kuvvetleri gelmelidir.
Önemi: Milli mücadelemizin haklılığını gösteren ilk uluslararası belgedir.
Kuvay-ı Milliye: İşgallere karşı bölgesel olarakl halkın desteğiyle kurulan direniş birlikleridir. Öne mi, bölgeseldir, ihtiyaçlarını halktan karşılardı. Düzenli orduya temel oluşturdu. Düzenli ordu kurulana kadar düşmanı oyalayıp TBMM’ye zaman kazandırdı.

KURTULUŞ SSAVAŞINA HAZIRLIK DÖNEMİ
Mondros Ateşkes Antlaşması imzaladığı sırad Suriye cephesinde olan Mustafa Kemal, İstanbul’ geldi, bir süre sonra Samsun ve Doğu Karade niz’de Rum – Türk çatışmalarını önlemek amacıyl 9. Ordu Müfettişi olarak gönderildi. Samsun’a ç kınca halkı işgallere karşı milli bilinci uyandırma için Havza’ya geçti.

HAVZA GENELGESİ (28 MAYIS 1919)
Mustafa Kemal tüm idarecilere (askeri ve sivi gönderdiği telgrafta yurdumuzun işgal altında o duğu ve halkın işgallere karşı protesto ve mitine lerle organize edilmeleri istenmiştir.

AMASYA GENELGESİ (22 Haziran 1919)
Maddeleri
Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tel likededir.
*İstanbul Hükümeti galip devletlerin etkisi altıı da bulunduğundan yüklendiği sorumluluklar gereğini yerine getirememektedir. Bu duru milletimizi yok olmuş tanıtıyor.
Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve k rarlılığı kurtaracaktır.
* Milletin kararını verebilmesi için her türlü e ve denetimden uzak kendi kendine rahat davranabilen bir kurul oluşturulacaktır.
* Bunun için herkesin güvenini kazanmış üç k seçilecektir.
Bu temsilciler Anadolu’nun en güvenli yeri ! vas’a gizlice geleceklerdir.
Amasya Genelgesi ile, Kurtuluş Savaşı’nın amacı, gerekçesi ve yöntemi belirlenmiştir. İlk defa milli egemenlikten söz edilmiş ve İstanbul Hükümetine ve işgallere karşı çıkılması istenmiştir. Bu belge yayınlandıktan sonra Mustafa Kemal geri çağrılmış, gitmemiş ve askerlikten istifa etmiştir.
YORUM: Mustafa Kemal gelecekte yapacağı devrimin ilk sinyallerini vermiştir

ERZURUM KONGRESİ(23 Temmuz – 7 Ağustos 1919)
Doğu Anadolu’da Ermeni devletinin kurulmasına engel olmak isteyen Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti tarafından düzenlendi. Bu yüzden toplanış şekli bölgeseldir. Ancak; aldığı kararlar bütün yurdu ilgilendirdiğinden millidir.

Kararları: Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz. (Misak-ı Millî’nin Temeli atıldı.) Manda ve himaye kabul edilemez.Azınlıklara toplumsal dengemizi bozucu ayrıcalıklar verilemez. Kuva-i Millîye’yi amil, millî iradeyi hâkim kılmak esastır.Doğu illerinin ve bütün vatanın bağımsızlığını Osmanlı Hükümeti sağlayamazsa bunun gerçekleşmesi için geçici bir hükümet kurulacaktır.Bu kongrede ilk kez bir hükümetin kurulması gerekliliğinden söz edilmiştir. Doğu illerinin birliği de sağlanmıştır. Millî bir kongre hazırlıklarını yapmak üzere Temsil Kurulu seçildi. Başkanı da Mustafa Kemal oldu. İlk defa manda ve himaye reddedilerek azınlıklara haklar verilemiyeceği belirtildi.

BALIKESİR VE ALAŞEHİR KONGRELERİ (1919)
Bölgesel olan bu kongreler, Yunan işgallerine karşı alınacak tedbirleri görüşerek, Batı Cephe-si’nin kurulmasını kolaylaştırdı.

SİVAS KONGRESİ (4 – 11 Eylül 1919)
Toplanmasına Amasya Genelgesinde karar verilmiştir. Kongreyi engellemek isteyen istanbul Hükümeti Mustafa Kemal’i tutuklama kararı çıkarttı, şehrin Fransızlar tarafından işgal edileceğini yaydı ve Elazığ Valisini kongreyi engellemesi için görevlendirdi. Buna tepki olarak i^tınbul hükümeti ile ilişkiler kesilince Damat Ferit Paşa Hükümeti istifa etti. Ali Rıza Paşa Hükümeti kuruldu.

Kongrenin Önemi;
Erzurum Kongresi’nde alınan kararlar aynen kabul edilerek tüm yurdu kapsayacak şekilde genişletildi. Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti adı altında tüm cemiyetler birleştirildi. Böylece Milli Mücadele tek elden yönetilecekti. Millet adına söz söyleme yetkisi Temsil Heye-ti’ne verildi.Milli Mücadele’nin resmî yayın organı İrade-i Millîye gazetesi çıkarıldı. Manda ve himaye kesin olarak reddedildi. İstanbul Hükümeti Anadolu’ya hakim değil tâbi olacağı belirtildi.
Temsil Heyeti ilk yürütme yetkisini Ali Fuat Pa-şa’ya Batı Anadolu’daki Kuvay-ı Millîye komutanlığına atayarak kullandı. Manda ve himaye kabul edilemez.
Mısak-ı Milli tekrar kabul edildi.

AMASYA GÖRÜŞMESİ (Ekim 1919)
Yeni kurulan Ali Rıza Paşa hükümeti, Anadolu hareketini daha kolay kontrol etmek için, irtibat kararı aldı. Osmanlı Hükümeti adına Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Mustafa Kemal arasında gerçekleşmiştir. Önemi, Amasya Görüşmesi ile Osmanlı Hükümeti Anadolu hareketini (Temsil Kurulu) resmen tanımıştır.

Amasya Görüşmelerinde Alınan Bazı Kararlar:
Türk topraklarımız her türlü tehlikeye karşı korunacak.
* Azınlıklara daha fazla imtiyaz verilmeyecektir. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-ı Hukuk Cemiyetini İstanbul Hükümeti tanıyacaktır. Temsilciler kurulunun haberi olmadan düşmanla barış yapılmayacaktır.
* Meclis-i Mebusanın toplanması için Milletvekili seçimleri yapılacak.
* Meclis İstanbul’a toplanmayacak

ANKARA’YA TEMSİL KURULUNUN GELİŞİ (27 Aralık 1919)
Ankara’nın batı cephesine olan yakınlığı, güvenilir oluşu, ulaşım ve haberleşme imkanının elverişli olması, nedeniyle geldi. Böylece Ankara Milli Mücadele’nin merkezi oldu.

Son Osmanlı Meclis-i Mebusan’ın Açılması (12 Ocak 1920)
Mustafa Kemal istanbul işgal altında olduğu için başka bir ilde toplanılmasını istemiştir ancak İstanbul’da toplanmıştır. Mustafa Kemal İstanbul’a giden milletvekillerinden Müdafa-i Hukuk grubunu kurmalarını, kendisini Meclis başkanı seçtirmelerini ve Misak-ı Millî’yi kabul etmelerini istedi. Milletvekilleri meclis başkanı seçtiremediler, Müdafa-i Hukuk grubu yerine Felah-ı Vatan grubunu kurdular, ama Misak-ı Millî’yi kabul ettiler.

MİSAK-I MİLLÎ (28 Ocak 1920)
* Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz.
*Türklerin çoğunlukta olduğu yerler Türk hâkimiyetinde kalacaktır.
Arap topraklarının geleceği bölge halkının yapacağı serbest seçimle belirlenecektir. Kapitülasyonlar kaldırılmalıdır (Milli Mücadelede ilk defa kapitülasyonlar rededildi).
Önemi; Kabul edilmesi İstanbul’un resmen işgaline, Meclisin işgalci güçler tarafından basılıp dağıtılmasına neden oldu (16 Mart 1920). Mebu-san Meclisi kapanınca TBMM’nin açılmasına zemin hazırladı. Mustafa Kemal’e Millî Mücadeleyi padişah adına da yürüttüğünü söyleme imkânı verdi.

TBMM’NİN AÇILMASI (23 Nisan 1920)
Açılma nedeni:
Mebuslar Meclisinin kapanması. Önemi ve özellikleri:
Meclis hükümeti sistemi vardır. Yani meclis başkanı hükümetin de başkanıdır. Olağanüstü yetkilere sahip bir ihtilal meclisidir.Kurucu meclis özelliği taşır.
Kuvvetler birliğine dayanır. (Yasama – yürütme – yargı tek elden yapılır.)
TBMM üstünde kuvvet yoktur denerek İstanbul Hükümeti yok sayılmıştır.
Böylece yeni Türk Devleti kesin olarak kuruldu.
Yorum: TBMM ile cumhuriyete ilk adım atıldı.
1921 ANAYASASI (20 Ocak 1921)
Kurucu Meclis özelliği taşır.
Kuvvetler birliğine dayanır (yasama, yürütme, yargı). Lâik bir anayasa değildir. (Resmi din, islam-dır maddesiyle) Temel hak ve özgürlükler yoktur.
Sonuç: istanbul Hükûmeti’nin tepkisi sert oldu. Mustafa Kemal ve arkadaşları idama mahkûm edilirken, Kuvay-i Millîyeciler vatan haini ilân edildiler.

TBMM’ne karşı ayaklanmalar: İngilizlerin, İstanbul Hükûmeti’nin kışkırtmaları, azınlıkların çalışmaları, Kuvay-i Millîye’nin düzensiz hareketleri isyan nedenlerindendir.
1. İstanbul Hükümeti’nin Çıkardığı İsyanlar:
a. Kuvay-ı İnzibatiye İsyanı: Padişah’ın özel askerleri tarafından, Balıkesir bölgesinde çıkmıştır.Ali Fuat Paşa tarafından bastırılmıştır.
b. Anzavur isyanı: İsyan Adapazarı civarında çıkmış olup, Çerkeş Ethem tarafından bastırılmıştır.

2. İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletleri’nin
Ortaklaşa Çıkardığı İsyanlar:
Adapazarı, Hendek, Bolu, Düzce, Yozgat, Afyon, Konya, Bozkır, Dozkırı… gibi yerlerde çıkarılmıştır.
a. Kaçgiri isyanı b. Milli Aşireti İsyanı c. Şeyh Eşref İsyanı gibi isyanlarla

3. Önce Kuvay-ı Milliye Yanlısı Olup Ardından İsyan Edenler:
a. Çerkeş Ethem İsyanı: Düzenli ordunun başına geçmeyi hedefliyordu. Olmayınca düzenli orduya katılması istenince isyan etmiştir. Halbuki daha önce Anzavur Ayaklanmasını bastırmıştı.
b. Demirci Mehmet Efe İsyanı: Düzenmi orduya katılması istenince isyan etmiştir. Halbuki daha önce Anzavur Ayaklanmasını bastırmıştı.Daha önce Ege’nin savunması için uğraşmıştı.

4. Azınlıkların Çıkardığı İsyanlar:
a. Rumların çıkardığı isyanlar: Karadeniz’de Rum devletini tekrar kurmak için ve Ege’yi Yunan Devleti’ne katmak için
b. Ermeniler’in çıkardığı İsyanlar: Doğuda bağımsız Ermeni Devleti kurmak için.
TBMM’nin Ayaklanmalara Karşı Aldığı Tedbirler:
*İstiklâl Mahkemelerini kurdu.
Hiyanet-i Vataniye Kanunu çıkarıldı. Ankara müftüsünden İstanbul Hükümeti’nin çıkardığı fetvaya karşı fetva çıkarılarak İstanbul’la haberleşme kesildi.

Sonucunda;
Ayaklanmalarla uğraşırken düşmanın ilerleyişi hızlandı.
Ayaklanmaları bastırınca TBMM Anadolu’ya hâkim ve tek güç hâline geldi. Düzenli ordunun kurulması hızlanmıştır.Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması gecikmiştir.

SEVR BARIŞ ANTLAŞMASI (10 Ağustos 1920)
Bu antlaşma Osmanlı Mebuslar Meclisince onaylanmadı. Aynı zamanda TBMM tarafından tanınmadı, ayrıca imzalayanları vatan haini saydı. Sevr, imzalanmasına rağmen uygulanmayan antlaşmadır.
Düzenli Ordunun Kurulması
Kuvay-i Millîye’nin düşmana kesin darbeyi vu-ramaması ve ilerleyişini durduramaması üzerine düzenli ordu kuruldu.

KURTULUŞ SAVAŞI CEPHELER
Doğu Cephesi (3 Aralık 1920):
ilk Savaşılan cephedir. Kâzım Karabekir Ermeniler’e karşı kazandığı zafer üzerine Gümrü Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma TBMM’nin uluslar arası alanda imzaladığı ilk antlaşmadır.

Güney Cephesi: Düzenli birliklerden yardım alınmadan Kuvay-i Millîye birlikleri Ermenilerle Fransızlara karşı savundu. Bu yüzden Doğu Cephesinin kazanılmasından hemen sonra düzenli birliklerimizin Güney Cephesine değil Batı Cephesine kaydırılmıştır. 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması ile cephe kapandı. (Sakarya Meydan Muharebe-si’ni kazanmamızın ardından)

Batı Cephesi: Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinde Yunanlılara karşı kurulan cepheye Ali Fuat Paşa atandı (Sivas kongresince). Böylece bir Kuvay-i Millîye Birliği de İzmir’in işgaline karşı kuruldu.

Güney Cephesi: Düzenli birliklerden yardım alınmadan Kuvay-i Millîye birlikleri Ermenilerle Fransızlara karşı savundu. Bu yüzden Doğu Cephesinin kazanılmasından hemen sonra düzenli birliklerimizin Güney Cephesine değil Batı Cephesine kaydırılmıştır. 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması ile cephe kapandı. (Sakarya Meydan Muharebe-si’ni kazanmamızın ardından)

Batı Cephesi: Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinde Yunanlılara karşı kurulan cepheye Ali Fuat Paşa atandı (Sivas kongresince). Böylece bir Kuvay-i Millîye Birliği de İzmir’in işgaline karşı kuruldu.

Sonuç: TBMM’yi ilk kez bir büyük devlet resmen tanımış oldu.
3. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (1921 Anayasası) Kabul Edildi.
Yeni kurulan Türkiye’nin ilk resmli anayasasıdır.
4. İstiklâl Marşının Kabulü
Böylece, yeni kurulan Türkiye Devleti’nin Milli Marşının da kabulüyle bir devletin kurulması tamamen gerçekleşmiştir.

II. İNÖNÜ ZAFERİ (1921)
Zafer sonucunda halkın Millî Mücadeleye ve TBMM’ye olan güveni daha da artmıştır.
Sonuç: İtalya işgal ettiği yerlerden çekilmiştir.

Kütahya – Eskişehir Savaşları (10-14 Temmuz 1919): Sonucunda;
* Türk ordusu Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilmiştir. Kütahya – Afyon – Eskişehir Yunanlılar’ın eline geçti.
Hükümet merkezinin Kayseri’ye taşınması gündeme geldi.
Sakarya Meydan Muharebesi ve Hazırlıkları (23 Ağustos -12 Eylül 1921): Mustafa Kemal olağanüstü yetkilerle üç aylığına başkomutan seçildi. Meclisin yasama, yürütme yargı yetkileri sürdü, ayrıca Mustafa Kemal 7 – 8 Ağustos 1921’de Tekalif-i Millî’ye emirlerini yayınladı. (Ordunun tüm ihtiyaç duyduğu malzemelerin halktan istenmesi ve toplanmasına gidildi). Zafer sonucunda savunma sırası Yunanlılara geçti. 1683 II. Viyana Bozgunu’ndan beri süren geri çekiliş sona erdi.
Zaferin siyasi sonuçları: Fransızlarla Ankara Antlaşması imzalandı. Azerbeycan, Gürcistan, ve Ermenistan’la Kars Antlaşması imzalandı. Mustafa Kemal’e gazi ve mareşallik unvanı verildi. “Hatt-ı müdafa yoktur, sath-ı müdafa vardır” emri bu savaşta verildi.

BÜYÜK TAARRUZ VE BAŞKOMUTANLIK MEYDAN SAVAŞI (26 Ağustos – 9 Eylül 1922)
Amacı düşmanı yurttan tamamen çıkarmaktı. Sonuç: Osmanlı Rumların karşı taarruza geçmesinin ardından dağılan Rumlar Dumlupınar da yakalanmış ve imha edilmiştir. Kaçanlar denize dökülmüştür. Yönümüzü istanbul’a çevirmemiz üzerine itilaf Devletleri çekinmiş ve barış istemiştir.
Önemi, Kurtuluş Savaşı sona erdi. Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı.

Mudanya Ateşkes Antlaşması (11 Ekim 1922)
Askerî zaferi tamamlayan siyasî bir zaferdir. Doğu Trakya ve istanbul tek kurşun atılmadan alınmış Batı Cephesi kapanmıştır.
BÜYÜK TAARRUZ VE BAŞKOMUTANLIK MEYDAN SAVAŞI (26 Ağustos – 9 Eylül 1922)
Amacı düşmanı yurttan tamamen çıkarmaktı. Sonuç: Osmanlı Rumların karşı taarruza geçmesinin ardından dağılan Rumlar Dumlupınar da yakalanmış ve imha edilmiştir. Kaçanlar denize dökülmüştür. Yönümüzü istanbul’a çevirmemiz üzerine itilaf Devletleri çekinmiş ve barış istemiştir.
Önemi, Kurtuluş Savaşı sona erdi. Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı.

Mudanya Ateşkes Antlaşması (11 Ekim 1922)
Askerî zaferi tamamlayan siyasî bir zaferdir. Doğu Trakya ve istanbul tek kurşun atılmadan alınmış Batı Cephesi kapanmıştır.

 

LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI (24 Temmuz 1923)
a. Kapitülasyonlar
b. Doğu’da Ermeni devletinin kurulması
SINIRLAR
Sovyet Sınırı:
Kars Antlaşması’yla çizilen yer kabul edilmiştir.
Suriye Sınırı: Fransızlarla imzalanan Ankara Antlaşmasındaki sınır kabul edildi.
iran Sınırı: 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşmasıyla çizilen sınır küçük değişikliklerle kabul edilmiştir.
Irak Sınırı: Musul üzerinde anlaşma olmadı. İngiltere ve Türkiye kendi aralarında daha sonra görüşeceklerdi.
Batı Sınırı: Doğu Trakya bize geri verildi. Karaağaç ve yöresi de Yunanistan’dan alınacak savaş tazminatına sayıldı. Ege adalarının Türk sınırına yakın olanlar da asker bulundurulmayacaktı.
Yunan Sınırı: Mudanya Ateşkes Antlaşması’yla
Bulgar Sınırı: Balkan Savaşlar’ının ardından
Bulgaristan’la imzalanan İstanbul Antlaşması’yla çizilmiştir.
Kapitülâsyonlar: Her türlü kapitülâsyonlar tüm sonuçlarıyla birlikte kaldırıldı.
Azınlıklar: Bütün azınlıklar Türk uyrukludur. Hiçbir ayrıcalıkları yoktur. Batı Trakya’daki Türklerle İstanbul’daki Rumlar dışında, Anadolu ve Doğu Trakya’daki Rumlar ve Yunanistan’daki Türkler değiş tokuş edilecektir.
Savaş Tazminatları: I. Dünya Savaşı nedeniyle bizden istenen savaş tazminatından vazgeçildi. Yunanistan savaş tazminatını ödeyemediğinden karşılığında Karaağaç’ı bize bırakmışlardır.
Devlet Borçları: Faizler rededildi. Ana para ödendi. Borçlar Osmanlı imparatorluğu’ndan ayrılan devletlerle aramızda bölüşüldü. Bize düşen bölümü düzenli taksitlere bağlanarak kâğıt para esasına göre ödenmesi sağlandı.
Patrikhane: istanbul’dan uzaklaştırmak istesek de uzaklaştıramadık.
Boğazlar: Boğazlar bize geri verildi. Ancak geliş gidiş serbest olacak ve bu Milletler Cemiyeti denetiminde, başkanının Türk olduğu uluslar arası bir komisyon düzenleyecekti. Boğazın her iki yakası da askerden arındırılacaktı.
Yabancı Okullar: Tamamı Milli Eğitim’e katılmıştır. Tarih ve Türkçe öğretmenleri Türk olacaktır.

Lozan’da Çözümlenemeyen Sorunlar
Boğazların uluslar arası komisyonun denetimine bırakılması ulusal egemenlik haklarını zedelemiştir. Bu durumu, 1936’da Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile giderildi. Hatay’ın alınamaması (Hatay meclisi aldığı kararla Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlanmasıyla sorun çözüldü). Musul’un alınamamasıdır.

Lozan Antlaşmasının Önemi
Yeni ve bağımsız Türk Devleti’nin siyasî varlığı tüm milletlerce resmen kabul edildi. Günümüzde hâlâ geçerliliğini korumaktadır.
Yorum: Bağımsızlık mücadelemizin başarıyla sonuçlanması, sömürge altında bulunan milletleri harekete geçirmiştir.

CUMHURİYETİN İLANI (29 EKİM 1923)
TBMM açıldığında rejimin adı ortam elverişli olmadığından konulmamıştır. Böylece, devlet başkanlığı sorunu çözülmüş, kabine sistemine geçilmiş, devletin rejimi ve adı belli olmuştur. Cumhurbaşkanı ve başbakanlık oluşturulmuştur.

ÇOK PARTİLİ HAYATA GEÇİŞ DENEMELERİ
Cumhuriyet Halk Fırkası (9 Ağustos 1923):
Yapılacak inkılâpların halka maledilmesini isteyen Mustafa Kemal tarafından kuruldu. Cumhuriyetin ilk siyasî partisi olan bu parti, devletçilik ve halkçılık ilkesini benimsemiştir, ismi, ilk kurulduğunda Halk Fırkası idi. 1924’te Cumhuriyet Halk Fırkasına dönüştü.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (17 Kasım 1924 – 5 Haziran 1925): İnkılâpların yapılması sırasında fikir ayrılığına giren Kâzım Karabekir, Ali Fuat Paşa, Rauf Orbay, Adnan Adıvar Cumhuriyet döneminin ilk muhalefet partisini kurdular. Ekonomide devletçiliğe karşı liberalizmi savundular. Parti “Dini inançlara saygılıdır” prensibi ile, Şeyh Sait İsyanı’nda oynadığı rol nedeniyle kapatılmıştır.
Şeyh Sait İsyanı (13 Şubat 1925): Musul görüşmelerinin yapıldığı sırada ingilizlerin kışkırtmaları ile çıkmıştır. Rejime ve lâikliğe karşı ilk isyandır. Takrir-i Sükun Kanunu çıkartılıp istiklâl Mahkemeleri kuruldu.
Yorum: Türk halkının henüz demokrasiye hazıı olmadığı anlaşılmıştır.

Serbest Cumhuriyet Fırkası (12 Ağustos 1930): Mustafa Kemal isteğiyle çok partili hayatî geçiş ve demokrasiyi gerçekleştirmek amacıylc kuruldu. Ekonomide liberalizmi savundular. Part içine yine lâikliğe ve rejime karşı olanlar sizine? Fethi Okyar partiyi 18 Aralık 1930 günü feshetti.
Menemen Olayı (23 Aralık 1930)
Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kapatılması üzerine inkılaplara karşı olanlar tarafından Lâik düzeni yıkmak için çıkmıştır. Suçlular İstiklâl Mahkemelerimde yargılandı. Ayaklanmayı bastırmak isteyen Asteğmen Kubilay öldürülmüştü. Böylece kurulan iki parti (Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ile Serbest Cumhuriyet Fırkası), çok partili hayata geçiş için ortam elverişli olmadığından 1946’ya kadar ülkeyi tek parti yönetti.

Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)
Saltanat yanlılarının halifeliğin etrafında toplanması, Son halife Abdumecid Efendi’nin devlet işlerine karışması, halifelik makamının cumhuriyetçilik, milliyetçilik ve lâikliğe bağdaşmamasıdır. Sonucunda, inkılâpların yapılmasındaki engel kalktı. Lâik düzen için atılan ilk adımdır.

1924 Anayasası
ilk anayasa olağanüstü şartlara göre hazırlanmıştı. Bu yüzden yeni bir anayasaya ihtiyaç vardı.
Buna göre;
* Cumhurbaşkanı meclis üyeleri içinden dört yılda bir seçilir. Cumhurbaşkanı da milletvekilleri arasından başbakan ve meclis başkanını seçer.
1963 yılına kadar yürürlükte kalmıştır.
* Devletin dini İslamdır maddesi getirilmiştir. Yargı maddesi, bağımsız mahkemelere bırakılmıştır.
ATATÜRK İNKILÂPLARI
Hukuk Alanında:
Osmanlı hukuk sisteminde özellikle kadın haklarında eksikliklerin bulunması ve hukuk birliğinin bulunmaması İsviçre Medeni Kanunu’nun kabul edilme nedenleridir. Kanun;  Kadınlara verilen haklar bakımından kapsamlı
olması,
Avrupa’nın en son ve pratik kanunu olması,Türk toplumunun yapısına uygun olması nedeniyle kabul edilmiştir. Böylece ülkede hukuk birliği sağlandı. Resmî nikâh zorunluluğu geldi.
Eğitim – Kültür Alanındaki İnkılâplar
Osmanlı Devleti’nde dini eğitim veren mahalle mektepleri ve medreseler yanında batı tarzında eğitim veren okullar vardı.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924):
Medreseler kapatılarak ilkokul mecburî hâle getirildi. Bütün eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanarak eğitim birliği ve eğitimde eşitlik, millîlik ve lâiklik sağlandı.
Latin Harflerinin Kabulü (1 Kasım 1928):
Arap harflerinin daktilo ve matbaacılık tekniklerine ters düşmesi ve Arap harflerinin Türkçe ifadelere uymaması nedeniyle okur yazar oranı düşüktür.
Sonucu; Batı ile olan ilişkilerde, Batı kültürüne yakınlaşıldı. Okur yazar oranı arttı.
Türk Tarih Kurumu (Nisan 1931): Türk tarihini araştırarak Türkler hakkındaki asılsız iddiaları çürütmek, Türk tarihinin zenginliğini ortaya çıkarmak amacıyla kuruldu. Bu kurum millî kültür ve bilincin gelişmesinde önemli bir adımdır.
Türk Dil Kurumu (12 Temmuz 1932): Türkçe-yi etkisi altında bulunduğu dillerden arındırarak, Türk dilinin zenginliğini ortaya çıkarmak ve dilde millîleşmeyi sağlamak için kuruldu.
TOPLUMSAL HAYATIN DÜZENLENMESİ
Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması 30 Kasım 1925 (Laiklik ilkesiyle ilgilidir),
Kılık kıyafetin düzenlenmesi 25 Kasım 1925 (Laiklik ilkesiyle ilgilidir, Avrupa’ya uyum sağlamak içindir),
Milâdi Takvim 26 Aralık 1925’te kabul edildi. 1 Ocak 1926’da uygulandı (Avrupa’ya uyum sağlamak için uygulandı).
Ölçü, birimler 1931 (Avrupa’ya uyum sağlamak için uygulandı),
Hafta tatilinin pazar gününe alınması 1935 (Avrupa’ya uyum sağlamak için uygulandı),
Soyadı kanunu 1934’te kabul edildi. (Halkın arasında eşitliği sağlamak için uygulandı, Halkçılık ilkesi ile ilgilidir.)
Kadın hakları: Belediye seçimlerine katılma 1930, muhtar seçilme 1933, milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanındı (1934).
Ekonomik Alanda Yapılan İnkılâplar
İzmir İktisât Kongresi (18 Şubat – 4 Mart 1923): Ekonomik kalkınma için hedefi ve gerekli yöntemleri belirlemek için yapıldı. 4 Mart 1923’te Misak-ı İktisâd (Ekonomik And) kabul edildi.
1927’de Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarıldı.
1934’te Plânlı Ekonomi’ye geçildi
ilk Birinci Beş Yıllık Kalkınma Plânı uygulandı (1934 – 1939). Böylece Devletçilik ilkesi uygulanmaya başlandı. Ancak ikinci Kalkınma Plânı II. Dünya Savaşı yüzünden uygulanamadı.
– Sümerbank, Etibank ve Maden Tetkik Arama Enstitüsü (MTA) kurulmuştur.

Tarım Alanındaki Yenilikler: Köylü üzerinde ağır bir yük olan aşar vergisi kaldırıldı (1925). Tarım kredi kooperatifleri kurularak bölgelere göre ürün yetiştirilmesine ağırlık verildi.
Ticaret Alanındaki Yenilikler: iş Bankası (1924) kuruldu. 1 Temmuz 1926 Kabotaj Kanunu çıkarıldı.
ATATÜRK DÖNEMİ DIŞ POLİTİKA
“Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesine dayanır. Yayılmacı olmayan bir politika izlenmiştir.

Musul Sorunu: Sorun Milletler Cemiyeti’nde görüşülürken Türkiye Cumhuriyeti Şeyh Sait isyanıyla da uğraşmak zorunda kaldı. İngiltere Şeyh Sait isyanını destekledi. 5 Haziran 1926 Ankara Antlaşması yapılarak Türkiye – Irak sınırı son şeklini aldı.

Yabancı Okullar Sorunu: 1926’da kabul edilen Maarif Teşkilâtı Kanunu ile yabancı okullarda Türkçe, tarih, coğrafya dersleri Türk öğretmenleı tarafından okutulması kabul edildi.

Nüfus Mübadelesi: Lozan Barış Antlaşma-sı’nda yer alan Türkiye Cumhuriyeti içindeki Rumlarla Yunanistan’daki Türkler (Batı Trakya ve İstan bul’dakiler hariç) karşılıklı değiştirilecektir. Lahe) Adalet Divanı’nda kesin çözüme ulaşmadı 1926’da bir antlaşma yapıldı. 1930’da Dostluk Ant laşması yapıldı. Bu da Balkan Antantı’na zemir hazırladı.

MİLLETLER CEMİYETİNE GİRİŞ (18 Tem muz 1932)
Bu cemiyet I. Dünya Savaşı’nın sonunda barı şın devamı için kurulmuştur. Milletler Cemiyeti’niı daveti üzerine bu kuruluşa girdik.

Balkan Antantı (9 Şubat 1934): Almanya’mı ve İtalya’nın saldırgan tutumları üzerine Balkaı devletleri (Türkiye Cumhuriyeti, Yunanistan, Yı goslavya, Romanya arasında) sınırlarını güvene altına almak için birleşmişlerdir.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936): Dünya barışının İtalya ve Sovyetler’in saldırgan politikaları nedeniyle Milletler Cemiyeti’nin verdiği garantinin yetersiz olması sonucunda imzalandı. Önemi; Boğazlar komisyonu kalktı ve Boğazlarda tam hâkimiyet sağlandı.

Sadabat Paktı (8 Temmuz 1937): İtalya’nın bu bölgeye saldırgan tutumları üzerine Türkiye Cumhuriyeti, Irak, iran, Afganistan arasında bölgede barış ve güvenliğin sağlanması için yapılmıştır.
Hatay’ın Anavatana Katılması (30 Nisan 1939): 1921 Ankara Antlaşması’yla Hatay Özerk Yönetimi kurulmuştu. Suriye bağımsız olunca Milletler Cemiyeti gözetiminde seçimler yapıldı. Hatay Bağımsız Devleti kuruldu. Hatay Meclisi 29 Haziran 1939’da Türkiye Cumhuriyeti’ne katılmayı kabul etti.
II. DÜNYA SAVAŞI (1939-1945) Sebepleri:
I. Dünya Savaşı’nda mağlup olan devletlere, galip devletler çok ağır şartlarda antlaşma imzalatmıştır. Yenilen devletllerden olan Almanya’nın rahatsız olması
*italya’nın I. Dünya Savaşı’ndan galip çıkmasına rağmen, mağlup gibi muamele görmesi ve bunu İtalya’nın kabul etmemesi.
*Japonya’nın çok büyük bir imparatorluk kurma arzusu.
I. Dünya Savaşı’nın ardından çizilen sınırlar sırasında Milliyetçilik duygularına önem vermeden çizilmesi.
II. Dünya Savaşının Sonuçları:
Demokrasi- Diktatörlük mücadelesinde demokrasiyi savunanlar kazanmıştır. (Rusya hariç)
Rusya, komünizmi Çin ve Doğu Avrupa’ya taşımıştır.

*Sömürgecilik ağır darbe aldı
Irkçı akımla etkisini kaybetti
Yeni devletler kuruldu, Hindistan, Mısır, Libya, Cezayir, Pakistan., gibi)
İsrail Devleti, Filistin topraklarında kuruldu. Almanya 2’ye ayrıldı.
* Rusya ve ABD süper güç olarak çıktı.Türk, Amerikan ilişkileri gelişti.

ATATÜRK İLKELERİ
Türk inkılâbının dayandığı temel ilkeler Atatürk ilkeleridir. Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Lâiklik, İnkılâpçılık ve Devletçilik, 5 Şubat 1937’de 1924 Anayasasının ikinci maddesinde bir değişiklik yapılarak Türk Devleti’nin temel nitelikleri olarak kabul edilmiştir.
Atatürk ilkeleri birbirine bağlı ve birbirlerini tamamlayan düşüncelerden oluşur. İlkelerin amacı, Türk milletinin refah düzeyi en yüksek bir millet olarak varlığını sürdürmesidir.

Cumhuriyetçilik: Cumhuriyet bir devlet biçimidir. Devlet şekli olarak; egemenliğin toplumun tümüne ait olduğu bir devlet demektir. Cumhuriyet yönetiminde, seçme ve seçilme hakkının tüm vatandaşlara tanınıp uygulanması temel ilkelerindendir.
Gerçek Cumhuriyet demokratik hayatla gerçekleşir. Cumhuriyette millet yöneticileri belirli bir zaman seçer, süre bitince ya görevinde bırakır, ya da onları görevinden uzaklaştırır.
Cumhuriyetimizin genel yapısı üç ana birimden oluşur. Yasama, yürütme ve yargıdır. Bu üç ana birim milletten kaynaklanan egemenlik yetkisini Türk Milleti adına kullanırlar.
Yasama; kanun yapan, değiştiren güç olup Türk Milleti adına TBMM tarafından yerine getirilir.
Yürütme; Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından anayasa ve kanunlara uygun olarak kullanılır.
Yargı; Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.
Cumhuriyetle kişinin hak ve özgürlükleri güvenceye alınabilir. Çünkü cumhuriyet öncelikle vatandaşların eşitliğini ve devlet yönetimine eşit olarak katılma hakkını getirmiştir. Atatürk, Cumhuriyetçilik ilkesini Türk inkılâbının birinci ilkesi kabul edilmiştir. Cumhuriyetçilik anayasamızda değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez birinci maddedir.

Milliyetçilik: Milliyetçiliğin en önemli unsuru millet olmaktır. Millî birlik ve beraberliği sağlama konusundaki ilk temel ilkesidir. Türk milliyetçiliği halkçılıkla birlikte yürür. Atatürk milliyetçiliği, Türk milleti bağımsız, demokratik bir toplum düzeni içinde çağdaş uygarlığın en üst düzeyine ulaştırmayı hedefler. Atatürk milliyetçiliği, belli bir ırka, mezhebe dayanmayan kendini Türk gören herkesi Türk olarak kabul eder. Bu nedenle ayırıcı değil birleştiricidir. Akılcıdır, bilime dayanır. Milli birliğin temeli milliyetçiliktir.

Halkçılık: Bir milleti oluşturan insanlar halk denir. Halkçılık; cumhuriyetçilik ve milliyetçilik ilkelerinin sonucudur. Atatürk’ün halkçılık ilkesinde herkes kanun önünde eşittir. Bir toplumsal gruba, zümreye ayrıcalık tanınamaz.

Devletçilik: Devlet; toplum hâlinde bir ülkede yaşayan insanların aralarındaki düzeni sağlayabilmek ve yürütebilmek amacıyla oluşturdukları bir siyasî güçtür. Hükümet devletin yürütme gücünü oluşturur.
Devletçilik toplumsal düzeni devam ettirmek için ekonomik, kültürel ve sosyal alanlarda yaptığı uygulamalardır. Devletçilik Halkçılığın tamamlayı-cısıdır. Devletçilik yeterli sermayesinin olmaması üzerine devletin ekonomiye müdahalesi şeklinde uygulanmıştır.

Lâiklik: Lâiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılarak devletin din ve vicdan özgürlüğünü gerçekleştirirken tarafsız olmasıdır.
Değişik inançlara sahip olanlar bir arada güvenle laiklik sayesinde yaşarlar. Laiklik kişi özgürlüğünü de sağlar. Lâiklik millî egemenliği gerçekleştirmiştir. Halkın kendi kendini yönetmesi lâik bir toplumda mümkündür. Millî birlik ve beraberlik lâiklikle güçlenir. İnançlarına bakılmaksızın yasalar önünde herkes eşittir. Ayrıca Laiklik sayesinde diğer devletlerin ülkemizdeki Müslüman olmayanları bahane ederek iç işlerimize karışmaları da önlendi.
İnkılâpçılık: Zamanın gerisinde kalmış kurumların yerine gelişmeyi sağlayacak kuruluşların getirilmesi esasıdır. İnkılâpçılık akıl, bilim ve teknolojinin ışığında sürekli gelişmek, yenileşmek çağdaş uygarlık seviyesine gelmektir.

Bütünleyici İlkeler
Akılcılık, bilimsellik, millî birlik ve beraberlik, bağımsızlık ve özgürlük, barışçılık, millî tarih bilinci, insan ve insan sevgisi, vicdan ve düşünce özgürlüğüdür.
Atatürk ilke ve inkılâpları Türk milletini çağdaş ve uygar bir devlet hâline getirmeyi amaçlamıştır. Bizler de; hür, bağımsız olarak çağdaş bir toplum oluşturacak, ileri ülkeler içinde yer almak istiyorsak bu ilke ve inkılâpları benimsemeli ve sonsuza dek yaşaması için çalışmalıyız. Çünkü iç ve dış tehditlere karşı millî bütünlüğümüzü bu ilke ve inkılâplarla koruyabilir ve Atatürk’ün de dediği gibi Cumhuriyetimizi ilelebet muhafaza ve müdafaa edebiliriz.

admin

kaynakbul.com

View all posts by admin →

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.